Make your own free website on Tripod.com

Devlet ve Milli Gelir

Şimdiye dek milli gelirin oluşumunu devletin ve dış ticaretin olmadığı varsaıyımını altında inceledik.Oysa devlet milli gelirin bir kısmını vergi olarak almakta ve karşılığında da büyük boyutlarda harcama yapmaktadır.İşte bu harcamalara "kamu harcamaları" denir.Kamu harcamalarının bir kısmı memur aylıkları gibi devlet çarkının dönmesinde kullanılan harcamalardır ki biz bunlara "cari harcamalar" diyoruz. Bunun dışında demiryolu, baraj vs yapımında kullanılan harcamalara "yatırım harcamaları"; yoksul, kimsesiz ve yaşlılara karşılıksız yapılan ödemelere ise "transfer harcamaları" denir.Devlet harcamaları milli gelirin daha yüksek bir düzeyde dengeye gelmesine yol açmaktadır.

Bilindiği gibi ekonominin denge şartlarından biri tasarruf yatırım eşitliği idi.Bu durumda devlet harcamaları da toplam vergilere eşit olacaktır. Devlet harcamasının vergilerden fazla olması devlet bütçesinin açık verdiğini gösterir ve enflasyona neden olabilir.

Kamu Harcamaları Çarpanı:

Belli bir kamu harcamasının kendisinin birkaç katı gelir artışı sağlamasını kamu harcamaları çarpanı(çoğaltanı)=Kg kavramı ile açıklamaktayız.Formülü:

Kg = deltaY / deltaG
Kg = 1 / ( 1 - deltaC/ deltaY - deltaI / deltaY )= 1 / ( 1- MPC - MPI )

Vergiler ve Milli Gelir

Vergi halktan toplandığı için kuşkusuz halkın gelirini ve dolayısı ile ekonomide toplam talebi azaltacaktır. Bu haliyle transfer harcamalarının tam tersi bir etkiye sahiptir.Vergi Çarpanı(Kt) vergilerin milli geliri kendisinin birkaç katı kadar azaltmasına yol açar.Formülü:

Kt = - MPC / ( 1 - MPC )

Dışa Açık Ekonomi ve Milli Gelir:

Son varsayımı da kaldırarak artık ekonomiyi dışa açık kabul edeceğiz. Bir milli ekonominin diğer ekonomilerle giriştiği ekonomik ilişkilerin sonucunu "ödemeler bilançosu" denen bir hesap özeti göstermektedir. Ödemeler bilançosu üç ana hesap kaleminden oluşur:

  1. Cari işlemler,
  2. Sermeye Hareketleri,
  3. Reserv Hareketleri

Dışa Açık Ekononide Denge Geliri

Dışa açık bir ekonomideki denge gelirinin hangi düzeyde oluşacağını iki ayrı yöntemle belirtmek mümkündür.Birisi toplam arz , toplam talep eşitliği yöntemi diğeri ise tasarruf yatırım eşitliği yöntemidir.
Dışa açık bir ekonomide toplam talep:

Y = C + I + G + ( X - M )       şeklinde olacaktır.Bir diğer eşitlik:

I + G + X = S + T + M dir.

Bu eşitlikte I yatırım, G devlet harcamaları, X ihracat, S devlet ve özel sektör tasarrufları, T vergiler, M ithalattır.Eşitte sol taraf ekonomide gelir artırıcı otonom harcama kalemleridir. Bunların her birinin kendisinin birkaç katı gelir yarattığını görmüştük. Sağ taraf ise gelir azaltan kalemlerdir. Bu üç kaleme toplam sızıntılar da denir.

Milli Gelirin Reel ve Parasal Dengesi:

Bir ekonomide mal piyasası ile para piyasasıda ortak bir dengeye varıldığında milli gelir genel dengesi kurulmuş olur.Bu denge mal piyasası ile para piyasasını birbirine bağlayan ortak bir unsur olan faiz oranı tarafından belirlenecektir.Yani faiz, mal ve para piyasası arasında köprü işlevi görmektedir. Faiz oranını para arzı ve talebi belirler. Faiz oranı yatırımlar üzerinde etkili olarak mal piyasasını da etkilemiş olur.

Para Piyasasında Denge ve LM Eğrisi:

Toplam para talebi gelir, faiz, ve fiyatlar genel düzeyinin bir fonksiyonudur. Para arzı sabitken gelir düzeyi yükseldikçe para piyasasındaki denge daha yüksek bir faiz oranında kurulur. Çünkü gelir düzeyi yükseldikçe insanlar iş görme ve geleceği düşünme güdüsü(bu ikisi aktif para talebini oluşturur) ile elde daha fazla para tutmak isteyecektir yani aktif para talebi artacaktır. Para arzı sabitken aktif para talebinin artması atıl para talebinin(spekülayon güdüsü ile elde tutulan para) azalması ile mümkün olabilir.Spekülasyon güdüsü ile para tutanları, tuttukları atıl para toplamının bir kısmından vazgeçirebilmek için bir bedel ödemek gerekir. Bu bedel faizdir.Ve faiz arttıkça daha fazla para çekilebilmektedir.
Madem ki gelir düzeyi para talebini belirliyor para talebi de para arzı ile birlikte faiz oranını oluşturuyor, o halde faiz ile denge geliri arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki LM eğrisi denen bie şedül ile açıklanmaktadır. LM eğrisi farklı gelir düzeylerinde para arzı ile para talebinin birbirine eşit olduğu noktaların birleştirilmesi ile elde edililir. Düşük gelir düzeylerinde aktif para talebi az olacak ve LM yatık seyredecektir(bak şekil 1). Aktif para talebi azalmış ise atıl para talebi artmış demektir.Atıl para talebi artarsa faiz oranı düşer. Böylece düşük gelir düzeylerinde gelirde meydana gelecek değişmeler faiz oranında önemli değişmelere yol açmaz.

Mal Piyasasında Denge ve IS Eğrisi:

Mal piyasasında denge, gelir ve faizin bir fonksiyonudur. Faiz oranları ile gelir düzeyleri arasındaki ilişkiyi IS eğrisi ortaya koyar.Eğri üzerindeki her noktada S = I eşitliği kurulmaktadır.Faiz oranı düştükçe S = I eşitliği daha yüksek bir denge gelirinde oluşacaktır.Çünkü faiz düştükçe ,ceteris paribus, yatırımlar artacak bunun üzerine yukarı kayan I eğrisi S eğrisini daha yüksek bir düzeyde keserek denge gelirini artıracaktır.

Milli Gelirin Genel Dengesi:

IS ve LM eğrilerini bir grafikte birleştirdiğimizde iki eğrinin kesiştiği noktada yani para arzının para talebine(LM eğrisi) ve yatırımların tasarruflara aynı anda eşit olduğu(IS eğrisi) noktada ekonominin genel dengesi kurulmuş olur. Para arzının para talebine yatırımların tasarruflara aynı anda eşit olduğu tek bir nokta vardır ve o noktada ki gelir denge geliridir.

Şedüller:

Ekonomi nedir? Temel kavramlar
Mikroekonomi, Makroekonomi, Para Teorisi ve Para Çeşitleri
Bankalar ve Para yaratma süreci
Para arzı ve Talebi
Enflasyon, Deflasyon, Stagflasyon, Devaluasyon
Para Politikası Araçları ve Merkez Bankası
Milli Gelir
İstihdam Kavramı
Yatırım Teorisi