Make your own free website on Tripod.com

İstihdam Kavramı

Bir ekonomik kavram olarak istihdamı(employment) üretim faktörlerinin gelir sağlamak amacıyla çalışması ya da çalıştırılması olarak özlü bir şekilde tanımlayabiliriz.Biliyoruz ki bir ülkenin ürettiği toplam mal ve hizmet miktarı yani milli geliri ile o ülkenin işe koşup çalıştırabildiği üretim faktörleri sayısı arasında aynı yönlü bir ilişki vardır.

Klasik ve neo klasik iktisatçılara göre eknomide kendiliğinden işleyen otomatik bir mekanizma vardır.Bu mekanizma ile tüm üretim faktörlerinin kullanıldığı br düzeyde ekonomi dengeye gelecektir.

Eğer bir ekonomide üretim faktörlerinin tümü çalışıyor ve üretime katılıyorsa biz bu ekonominin tam istidam durumunda olduğunu ya da tam istihdama ulaştığını söylüyoruz.Tam istihdamın gerçekleşmiş olduğu bir ekonomide mevcut çalışma koşullarında ve cari ücret düzeyinde çalışmak isteyen tüm emek sahipleri iş bulabildiği gibi ülkenin mevcut sermaye malları stoku ve tabiat faktörü de tamamen üretime katılmış durumdadır.Böylece ekonominin mevcut üretim potansiyelinden tamamen yaralanılmakta ve atıl(boşta,çalışmayan) kapasite bulunmamaktadır.Bu teorik bir durumdur.

Eksik istihdamda ise üretim faktörlerinin bir kısmı üretime katılmamaktadır.Bunun nedeni talep yetersizliğidir.Malların bir kısmı satılamıyor stoklar artıyorsa ekonomide talep azlığından söz edilir.Bu durumda müteşebbisler talep üretildiği kadar mal üretecek , üretim hacmini daraltacaklardır. Mal üretiminin azallması bir kısım işügücünün işsiz kalması demektir.Bu da bildiğimiz gibi eksik istihdamdır.

Aslında insanların ihtiyaçları sonsuz olduğu için atıl(çalışmayan) faktörlerin de üretecekleri mal ve hizmetlere istek vardır.Fakat her istek talep değildir.İsteklerin talep halini alabilmesi için satın alma gücü ile desteklenmesi gerekir.Toplumda fertlerin gelirleri artınca istekler satın alma gücü ile desteklendiğinden talep artacaktır.Bu da daha çok mal ve hizmet satılmasına stokların erimesine imkan verecektir.Stokların azaldığını gören müteşebbisler üretim hacmini genişletecekler ve bunun için işsiz ve boşta kalan faktörleri istihdam edeceklerdir.Bu da ekonomiyi tam istihdama doğru geçirmiş olacaktır.

Üretim Kapasitesi ve Milli Gelirle İstihdam Arasındaki İlişki

Her milli ekonominin üretebileceği mal ve hizmet miktarının bir üst sınırı vardır.Buna ekonominin üretim potansiyeli ya da daha sık kulanılan deyimi ile Üretim Kapasitesi denmektedir.Bu kapasite reel milli gelirin üst sınırını gösterir.Bir milli ekonominin üretim kapasitesi ekonominin sahip olduğu iş gücüne(N), bilinen doğal kaynaklarına(R), sermaye stokuna(K) ve üretimde kullanılan bilgi ve teknoloji düzeyi(T)ne bağlıdır.

Q(üretim kapasitesi) = f ( N , R , K , T )

Kısa dönemde üretim kapasitesinin artması ancak işgücü miktarının(N) artrılması ile mümkündür. Yani "Bir mili ekonomide kısa dönemde istihdam edilen işgücü miktarı milli gelir düzeyini belirlemektedir."

İşsizlik Çeşitleri

İstihdam Teorileri

  1. MAHREÇLER KANUNU: Mahreç satış sürüm sürüm yerleri anlamına gelir.Bu kanuna göre ekonominin tamamında talep yetersizliğinden veya diğer deyimle aşırı üretimden kaynaklanan gayri iradi işsizliğin ortaya çıkması mümkün değildir.bu kanuna göre arzda meydana gelen her artış kendisi kadar bir talep artışına yol açmakta yani "her arz kendi talebini yaratmaktadır" Her arz kendi talebini yaratacağından toplam talep toplam arza eşit olacaktır.
    İnsanlar ihtiyacı olan mallardan almak için kendi ürettiğini satar yoksa amaç para almak değildir;para yalnızca kendi ihtiyaçlarını temin etmek için kullandığı bir araçtır.İnsan ihtiyacı olan mallardan daha çok almak için daha çok üretecek böylce boşta üretim faktörü kalmayacak ekonomi tam istihdama kavuşacaktır.Mahreçler kanunu'nun geçerlilik koşulu herşeyden evvel kazanılan gelirlerin tümünün çok kısa zamanda harcandığı varsayımıdır.Fakat insanlar gelirlerinin bir kısmını tasarruf eder.Bu durumda ekonomide toplam talep arz edilen mallardan daha az olur.Böylece talep yetersizliği ve buna bağlı işsizlik hali ortaya çıkar.Bu da ekonominin tam istihdamda olmadığını gösterir.Tasarruflar nedeniyle ekonomide ortaya çıkabilecek bu aksaklığın geçerli olmayacağını da Klasik iktisatçılar faiz teorisi ile ortaya koymaya çalışmışlardır.

  2. FAİZ TEORİSİ: Klasik iktisatçılara göre faiz sermayenin fiyatıdır.Bu fiyat ya da bedel tasarruf edene tüketimden feragat ettiği için ödenmekte ve tasarruflar ekonomiye kazandırılmaktadır. Böylece gelirlerin tümü harcandığından toplam arz toplam talebe eşit olacaktır.
    Tasarrufu müteşebbisler talep eder. Amaçları yatırım yapmaktır.Faiz yükseldikçe yatırımlar azalır çünkü girişimcilerin karı azalır.

  3. ÜCRET TEORİSİ: Klasik iktisatçılara göre emek arz ve talebinin kesiştiği yer ücret miktarı ve istihdam düzeyini belirler.Kaldı ki teori gereği emek arzı ve talebinin kesiştiği yerde ekonomi tam istihdamdadır.
    emek arzını çalışmanın marjinal zahmeti(çalışılan sonuncu saatin verdiği zahmet) ve çalışma ile elde edilen gelirin marjinal faydası belirler.Buna göre emek arzı doğrudan doğruya ücretin fonksiyonudur.Fakat bu nominal değil reel ücrettir.Reel ücret nominal ücreti fiyatlar genel düzeyine(P) bölerek bulunur.

    Biraz da emek talebinden söz edelim. Emek talebini işçinin marjinal fiziki verimliliği(son işçinin üretime yaptığı katkı) belirler.İşçi sayısı arttıkça azalan verim kanunu gereğince her yeni işçinin(marjinal işçi) üretime yaptığı katkı belli bir üdzeyden sonra gittikçe azalmaya başlar.Son işçinin üretime yaptığı katkıya marjinal fiziki ürün diyoruz ve MP ile gösteriyoruz.Para cinsinden ifade etmek için onu fiyatı ile çarpmak gerekecektir.Bu çarpım( MP * P ) bize marjinal ürün geliri(hasılatı)nı verir.Girişimci MP*P ile işçinin ücretini(W) karşılaştırır. W > MP * P ise zarardan kurtulmak için işçi çıkaracaktır.Tersi durumda karlılık devam ettiği müddetçe işçi sayısını artıracaktır ve eşitlik W=MP*P noktasında kurulacaktır.Son katılan işçiyi ekonominin tümü için deltaN , bunun milli gelire yaptığı katkıyı deltaY ile gosterirsek

    deltaY * P = deltaN * W

    olduğu noktada denge kurulacaktır.Bu eşitlikten:

    deltaY / deltaN = W / P

    eşitliği elde edilirse sağ taraf reel ücret sol taraf marjinal fiziki verimi ifade eder.İşte ücret teorisinin özü ekonomide emek talebinin reel ücretlerin bir fonksiyonu olduğudur.

  4. KLASİK FİYAT TEORİSİ: Para teorisinde gördüğümüz miktar teorisinin benzeridir.Bu teoriye ekonomide para arzında bir artış olduğunda daha fazla harcama olacak daha fazla üretmek mümkün olmadığından(ekonomi tam istihdamda) bu harcama fazlası fiyatlar genel düzeyinde bir artışa yol açacaktır.

Modern İstihdam Teorisi

Ekonominin kendiliğinden dengeye gelmediğini devletin ekonomiye müdahale edecek bir iktisat politikası olması gerektiğini söyler. Ekonominin eksik istihdamda da dengeye gelebileceğini iddia eder. Bu teoriye göre toplam arzın toplam talebe, gelirlerin harcamalara, tasarrufların yatırımlara, emek arzının emek talebine eşit olması geçici bir tesadüftür.Tasarrufların faizin değil gelirin bir fonksiyonu olduğu kabul edilir.Ayrıca faizin sermaye arz ve talebine göre değil para arz ve talebine göre teşekkül ettiği ileri sürülmüştür. Tüm bu görüşlerin fikir babası Keynes'dir.Keynes'in damgasını vurduğu modern istihdam teorisine göre bir ekonomide milli gelirin hangi düzeyde olacağını o ülkenin ship olduğu üretim kapasitesi belirler.İstihdam arttıkça üretim kapasitesi daha çok kullanılacak böylece daha fazla mal ve hizmet üretilecek yani milli gelir artacaktır.İstihdam düzeyini ise girişimcilerin piyasa hakkındaki beklentileri belirler.

Denge Geliri ve İstihdam Düzeyi

Keynes klasik iktisatçıların Mahreçler kanunu yerine efektif talep teorisini getirmiştir. Efektif talep toplam arzın toplam talebe eşit olduğu yerdeki talep hacmidir. Keynes'e göre efektif talep girişimcilerin üretecekleri mallara gelecekte yapılacak tüketim ve yatırım harcamaları toplamıdır. Bu bakımdan Keynes geleceğe dönük tahminlere büyük değer vermiştir. Keynes'e göre ekonomi eksik istihdamda da dengeye gelebilir tam istihdamda da. Her iki halde de ekonominin ulaştığı gelir düzeyine denge geliri ya da denge milli geliri denir. Denge noktasını toplam talep etkiler.Denge gelirinin hangi düzeyde olacağını belirlemenin iki yolu vardır:

İstihdam Hacmini ve Milli Geliri Belirleyen Faktörler

Dışa kapalı bir ekonomide toplam talebin gerek özel kesimin gerekse devletin yaptığı ütketim ve yatırım harcamalarından oluştuğunu, toplam arz ve toplam talebin kesiştiği noktadaki talebin de gerçekleşen talep olduğunu ve fiilen yapılan harcamalrı gösterdiğini ve bu talebe Keynes'in efektif talep dediğini ve aslında efektif talebin belli bir dönemde o ekonomide yapılmış tüktetim(C) ve yatırım(I) harcamalarının toplamına eşit olduğunu belirtmiştik.Zaten belli bir dönemde bi ekonomide gerçekleşen ya da fiilen yapılmış bulunan bu harcamalırn da milli gelir oluşturduğuna dikkati çekmiştik.Tüm bunlardan çıkan sonuç belli bir dönemde dışa kapalı bir ekonomide milli geliri belirleyen değişkenin o ekonomide fiilen yapılmış bulunan(efektif talep) tüketim ve yatırım harcamaları olduğudur.Dışa kapalılık varsayımını kaldırırsak ithalat ve ihracat farkını( X - M ) da hesaplara katmak gerekecektir. Şimdi makro analizin temel büyüklükleri olan bu harcama kalemlerini ayrı ayrı ele alarak inceleyelim.

Tüketim Harcamaları

Tüketim harcamaları ve tasarruflar gelire bağlı(induced) ve gelirden bağımsız(autonomous) iki kısımdan kısımdan oluşur. Bu nedenle 0 gelirde dahi bir miktar tüketim harcaması olur.Bir kişi gelirini ya tüketecek ya da tasarruf edecetir bu nedenle tüketim ve tasarruf harcamaları toplamı bize toplam geliri verir. Geliri (Y) tasarrufları (S) tüketim harcamalarını (C) ile gösterirsek tasarruf ve tüketim denklemlerinin:

C = Co + c * Y
S = - So + s * Y

Şeklinde olduğu görülür.Tasarruflar ve tüketim harcamalrı toplamı bize geliri vereceğinden Y = C + S olduğu unutulmamalıdır.

Ortalama tüketim eğilimi(APC) = C / Y dir.
Marjinal tüketim eğilimi(MPC) = deltaC / deltaY dir. Gelirde meydana gelen bir artışın ne kadarının tüketime gideceği anlatılmaktadır.Yani gelir 10 lira artınca 7 lirasını harcıyor 3 lirayı tasarruf ediyorsak MPC 0,7 dir.
Ortalama tasarruf eğilimi(APS) = S / Y dir.
Marjinal tasarruf eğilimi(MPS) = deltaS / deltaY dir. Gelirde meydana gelen bir artışın ne kadarının tasarrufa gideceği anlatılmaktadır.

Formüldeki çarpım durumundaki küçük "c" marjinal tüketim eğilimi küçük "s" ise marjinal tasarruf eğilimidir."c" ve "s" sayıları toplamı 1'dir."c" tüketim fonksiyonun eğimi, "s" tasarruf fonksiyonunun eğimidir.
APC + APS = 1 (C/Y + S/Y =[C+S]/Y ve C+S=Y olduğundan Y/Y=1 )
MPC + MPS = 1

Yatırım Harcamaları

Devamı "yatırım teorisi" adlı sayfada...

ANA SAYFA
Ekonomi nedir? Temel kavramlar
Mikroekonomi, Makroekonomi, Para Teorisi ve Para Çeşitleri
Bankalar ve Para yaratma süreci
Para arzı ve Talebi
Enflasyon, Deflasyon, Stagflasyon, Devaluasyon
Para Politikası Araçları ve Merkez Bankası
Milli Gelir
İstihdam Kavramı
Yatırım Teorisi
Milli Gelirin Genel Dengesi